Nihayet güneş açtı… Dışarıda harika bir hava var. Yılın en sevdiğim zamanı, ilkbahar kapıda! Sanırım tam da bu nedenle sahilde koşmak, yürümek, çimlere yayılıp temiz havayı doyasıya içime çekmek istiyorum. Ha bu aralar bir de deli gibi bisiklete binmek istiyorum.
Ortaokuldayken bir bisikletim vardı. Sevgili dayım bir gün bisikletimi benden ödünç istedi ve adaya gitti. Döndüğünde yanında bisikletimin olmaması hala içimde uktedir! Evet, bisikletimi adada ya bisikleti olmayan birine vermişti ya da unutmuştu. Tam hatırlamıyorum…
Sonuçta yıllardır bir bisikletim yok. Açıkçası bu çok da umurumda değildi… Ta ki dün sabaha kadar! Dün sabah güzel havayla birlikte bir bisikletimin olmasını canı gönülden istedim. Bunu sesli dile getirdiğim anda ise bisikletim hazırdı! O anda yanımda bulunan arkadaşım Serra kendisinde bir bisiklet olduğunu ve bana verebileceğini söyledi. Evet, galiba biraz fazla temiz kalpli bir insandım:)
Gerçi ben şöyle ahşap koltuğu ve önünde hasır bir sepeti olan beyaz bir bisiklet istiyordum ama olsun, hiç yoktan iyiydi:) Şimdilik bununla idare edeceğim, sonrasında ise kararlıyım, kendime vintage bir bisiklet yaptıracağım… Tıpkı aşağıdakiler gibi…
Bence her biri inanılmaz güzel!
Bu arada blog’umu okuyan beyler varsa kız arkadaşlarına doğum günlerinde böyle bir vintage bisiklet yaptırabilirler. Şahsen ben böyle bir hediye karşısında sevinçten delirebilirdim. Aklınızda bulunsun:)
Z.

















































